İslam Ahlâk Düşüncesinin Gelişiminde Siyerin Önemi
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
İslam ahlâk düşüncesinin temelinde çeşitli yaklaşımlar bulunmakta olup, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ahlâkı farklı perspektiflerden ele alınmaktadır. İslam ahlâk düşüncesi tercüme faaliyetlerinin etkisi ve yorumlanmasıyla teşekkül etmiştir. İslam ahlâk düşüncesinde özellikle “nübüvvet teorisi” bağlamında peygamberlerin akıl ve ahlâk bakımından üstün konumları ifade edilmiştir. Geleneksel İslam ahlâkı ise özellikle hadis ve fıkıh disiplinleri çerçevesinde şekillenmiştir. Bu disiplinlerden hadis ilminde erken dönemlerden itibaren Hz. Peygamber’in ahlâkı hem konulu hem de müstakil eserlerce ele alınmıştır. Sonrasına Tirmizî’yle birlikte Şemâil ilmi neşet etmiştir. Şemâil türü eserlerde Hz. Peygamber’in fiziksel ve ahlâki yönleri beraber ele alınmış ve bu ilmin kapsamını oluşturmuştur. Ancak zamanla Hz. Peygamber’in ahlâki yönlerinin daha çok ele alındığı “ahlâku’n-nebî” eserleri ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla İslam ahlâk düşüncesi ve geleneksel İslam ahlâkı alanında yazılan eserlerin odak noktasını Hz. Peygamber oluşturmuş ve onun örnekliği belirleyici bir rol üstlenmiştir. İslam ahlâk düşüncesi (felsefe, kelam ve tasavvuf) meseleye teorik/nazari bir çerçevede yaklaşmış; hadis ilmi ise örnekler üzerinden Hz. Peygamber’in ahlâkını sunmuştur. Buna mukabil, Hz. Peygamber’in hayatını baştan sona ele alan siyer eserlerinde, O’na ahlâki bir perspektiften yaklaşım büyük ölçüde ihmal edilmiştir. Bu ihmal erken dönemde yazılan siyer eserlerinin bizatihi kendisinde görüldüğü gibi ahlak düşüncesi bağlamında ele alınan disiplinlerce sürdürülmüştür. Bunda siyer kitaplarının ve özellikle ortaya çıkan ilk eserlerin büyük bir etkisi olmuştur. İlk siyer kitaplarında daha çok savaşların merkezde yer alması, Hz. Peygamber’in getirdiği mesajı ve yaşantısını arka planda bırakmıştır. Bu durum, bir yandan İslam’ı yayma düşüncesiyle fetih hareketlerinin öne çıkarılmasından, diğer yandan da tebliğ edilen dinin hak din olduğunu ispatlama çabasından kaynaklanmış olabilir. Erken dönem siyer yazımında meğâzî ve delâil rivayetlerinin sayıca daha fazla olması bu hususu destekler mahiyettedir. Bu dönemde hadis ve siyer ilmi eş zamanlı teşekkül edilmesine karşın siyer daha çok Hz. Peygamber’in hayatını kronolojik bir tarzda ele almış ve nispeten dar bir zeminde sunmuştur. Zamanla toplumsal ihtiyaçların artması ve ilim dallarının birbirinden ayrışmaya başlamasıyla birlikte siyer malzemesi giderek genişlemiş ve zenginleşmiştir. Tercüme faaliyetlerinin etkisiyle teşekkül eden İslam ahlâk düşüncesinin yanında özellikle hadis alanında da ahlâk ile ilgili eserlerin artması sonraki dönem siyer düşüncesinde karşılık bulmuştur. Bu gelişme, Hz. Peygamber’in ahlâkının müstakil bir başlık olarak siyer eserlerine dâhil edilmesini beraberinde getirmiştir. Ancak özellikle ilk siyer eserlerinin ahlâk konusuna değinmemiş olması İslam ahlâk düşüncesinde siyerin rolünün ihmal edilmesine sebebiyet vermiştir. Bu çalışmada öncelikle İslam ahlâk düşüncesinin teşekkülü ve geleneksel İslam ahlâkının ortaya çıkışı genel hatlarıyla ele alınacaktır. Ardından, özellikle İbn Sa‘d’la başlayan siyer literatüründe Hz. Peygamber’in ahlâkî yönünün nasıl ele alındığı, ilgili eserlerin kronolojik bir taramasıyla ortaya konulmaya çalışılacaktır. Çalışmanın sonunda ise, İslam ahlâk düşüncesi ile geleneksel İslam ahlâkı metodolojisini birleştiren siyer âlimi Yahyâ b. Ebî Bekr el-Âmirî’nin Behcetü’l-Mehâfil adlı eseri çerçevesinde, ahlâk düşüncesine siyer ilminin katkıları ele alınmıştır. Bu çalışma, siyer ilminin İslam ahlâk düşüncesindeki yerini ve önemini vurgulayarak, bu alandaki akademik ihmalin giderilmesine katkı sunmayı hedeflemektedir.









