Hakka Nisbetin Semantik İzdüşümleri: İlla’l-hak, Ene’l-hak ve Ehlü’l-hak

dc.contributor.authorArvas, Hamdullah
dc.date.accessioned2026-01-22T19:33:33Z
dc.date.issued2023
dc.departmentŞırnak Üniversitesi
dc.description.abstractBu çalışmanın amacı İslam düşüncesinin en önemli teopolitik kavramlarından biri olan Ehlü’l-hak ya da Ehl-i hak kavramının anlaşılma biçimleri üzerinde belirleyici olan dinî, siyasî ve kültürel faktörlerin rolünü ortaya koymak, bu bağlamda Ehl-i hak kavramının geçirdiği anlamsal değişimi, bir bakıma hakka intisabın semantik izdüşümlerini tespit etmektir. Ehl-i bâtıl kabul edilen Ehl-i şirk, Ehl-i kitâb, Ehl-i bid‘at ve Ehl-i hevâ kavramları ile karşılaştırmalı gerçekleştirilen çalışmada Ehl-i hak kavramının çok katmanlı bir anlam yelpazesine sahip olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu anlam yapısının teşekkülünde birkaç kritik dönemden söz edilebilir. Bu dönemlerden ilki -her ne kadar Kur’ân’da Ehlü’l-hak terkibi geçmese de- Ehl-i şirk ve Ehl-i kitâb gruplarının inanç ve ameldeki batıl eylemlerinin tarif edilmesi yoluyla Ehl-i hak tasavvurunun inşa edildiği kurucu dönemdir. Bu dönemde illa’l-hak maksadı ile kelime-i şehadet veya kelime-i tevhid getiren bütün Müslümanların Ehl-i hak kategorisine alındığı söylenebilir. İslam ve İslam dışı karşıtlığının belirleyici olduğu birinci semantik dönemden sonra Müslümanlar arasında ortaya çıkan sosyo-politik meseleler Ehl-i hak kapsamına kimlerin girebileceği tartışmasını İslam içi düzleme taşımıştır. Her mezhebin kendini hak gördüğü ikinci semantik dönemde Ehl-i hakkın kapsamı daha ziyade Selefiyye’nin nass merkezli referansları ile Ehl- i bid‘at kategorisine dâhil edilmiş Müslümanların inanç ve ameldeki batıl uygulamaları üzerinden betimlenmiştir. Üçüncü semantik dönem ise nisbeten felsefî geleneklerle karşılaşmanın tesiri ile şekillenmiştir. Bu dönem İslam inancını savunan kelamcıların kavramın dışa dönük/nesnel epistemolojik yönünü dinamik tutmaya çalıştıkları dönemdir. Modernizm sonrasına denk gelen dördüncü semantik dönemde ise Ehl-i hak, sömürgeleştirme faaliyetlerine karşı anti- emperyal bir tavır olarak yeniden kurucu dönemdeki İslam ve İslam dışı karşıtlığının sosyo-politik anlamına geri dönmüştür. Sonuç olarak bütün bu tanımlar manzumesi göz önüne alındığında, günümüzde Ehl-i hak kavramının, İslam inanç esaslarını kabul edip Kur’ân ve Sünnete bağlılıklarını beyan etmiş tüm Müslümanları kapsayacak şekilde tanımlanmasının daha uygun olacağı kanaatine varılmıştır.
dc.identifier.doi10.54893/vanid.1384199
dc.identifier.endpage137
dc.identifier.issn2667-615X
dc.identifier.issue19
dc.identifier.startpage121
dc.identifier.trdizinid1212128
dc.identifier.urihttps://doi.org/10.54893/vanid.1384199
dc.identifier.urihttps://search.trdizin.gov.tr/tr/yayin/detay/1212128
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11503/2763
dc.identifier.volume11
dc.indekslendigikaynakTR-Dizin
dc.institutionauthorArvas, Hamdullah
dc.language.isotr
dc.relation.ispartofVan ilahiyat Dergisi
dc.relation.publicationcategoryMakale - Ulusal Hakemli Dergi - Kurum Öğretim Elemanı
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.snmzKA_TR_20260122
dc.subjectKelâm
dc.subjectSünnet
dc.subjectŞirk
dc.subjectEhl-i hak
dc.subjectKur ‘ân
dc.titleHakka Nisbetin Semantik İzdüşümleri: İlla’l-hak, Ene’l-hak ve Ehlü’l-hak
dc.typeArticle

Dosyalar