Câmiu’n-Nefehâti’l-Kudsiyye fi’l-Enâşîdi’d-Dîniyye ve’l-Kasâidi’l İrfâniyye ve’l-Müveşşehâti’l-Endelusiyye
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Şiir ve mûsikî, ehl-i tasavvufun sözleri ve sözlerinin müzikal etkisi bağlamında ele alındığı zaman, asırları içine alan bir geleneğin vazgeçilmez ikilisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Allah aşkının, Peygamber (s.a.v) sevgisinin veya irfânî bir düşüncenin nutk-ı şerîf, kasîde, tevşîh, gazel veya na’t olarak dile getirilmesi, ardından mûsikîşinâs zâkirân tarafından bestelenerek irfân tâliblerinin zikir halkalarında vücûd bulması, tasavvuf ve tarikat kültürü tarihinde, özellikle cehrî zikir yapan tarîk ehlinin zikir âyinlerinde, vecd ve tevâcüd için vesîle olarak kullanılagelen usullerden biridir. Sûfîlerin ve tekkelerin bütün İslam topraklarında yayılmış olduğunu düşünürsek, haliyle bu topraklar içerisinde kullanılan her dilde, irfânî şiirlerin ve tekke mûsikîsi kültürüne ait çok sayıda besteli eserlerin bulunduğunu göreceğiz. Bu eserlerin dînî güfte mecmuaları yoluyla kayıt altına alınması, tasavvuf ehli şâirlere ait çoğu şiirin kaybolmamasına, günümüze kadar aktarılmasına vesîle olmuştur.









